<?xml version="1.0" encoding="utf-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
    <channel>
        <title>dinlerden özgürlük</title>
        <description>dinlerin eleştirisi, dinler ve mitoloji konusunda görüş ve araştırmalar</description>
        <link>http://dilaverkom.blogcu.com</link>
        <lastBuildDate>Mon, 09 Nov 2009 07:31:01 +0200</lastBuildDate>
     
        <item>
            <title>Ensest   1</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-1_51692481.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-1_51692481.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İnsanoglunun yaklaşık 3 milyon sene evveline kadar takip edilen ser&amp;uuml;veninde 200 bin sene &amp;ouml;nce ortaya &amp;ccedil;ıkan Homo-sapiens t&amp;uuml;r&amp;uuml; bizim ger&amp;ccedil;ek atalarımızı oluşturmaktadır. Homo sapiensin ise k&amp;ouml;k agacı hayvanlarla aynı ortak ataya dogru evrimleşmektedir. O halde insanoglunun da cinsel birleşme k&amp;ouml;keninin hayvanlarla aynı oldugunu varsaymamamız i&amp;ccedil;in hi&amp;ccedil;bir sebep yoktur. Şayet aynı ortak atadan ve hayvanla aynı k&amp;ouml;kenden geliyorsak cinsel ilişkilerimiz de başlangı&amp;ccedil;ta rastgele olmak zorundadır. Bu ilişkileri takip etmek i&amp;ccedil;in ilk mitolojik veriler bize olduk&amp;ccedil;a geniş bir kanıt sunmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk atalarımızın d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce bi&amp;ccedil;imleri somut idi. Yaşadıkları ve g&amp;ouml;zlemledikleri gibi d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nebiliyorlardı. Dolayısıyla ilk s&amp;ouml;ylencelerinin de maddi hayatın g&amp;ouml;zlemlenmesi &amp;uuml;zerine oluşması son derece dogaldı. İnsanlar ilk d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nce &amp;uuml;r&amp;uuml;nlerini maddi hayatın g&amp;ouml;zlemlerine g&amp;ouml;re oluşturmuşlardı. Kutsal kitaplarda ge&amp;ccedil;en yaratılış &amp;ouml;yk&amp;uuml;lerinde Adem&amp;rsquo;in ilk yaratılan insan oldugu s&amp;ouml;ylenir, Havva ise ona eş olarak yaratılmıştır; peki o halde bundan sonraki insan ırkı nasıl t&amp;uuml;remiştir. Elimizdeki verilere g&amp;ouml;re ve s&amp;ouml;ylemlere g&amp;ouml;re şayet kutsal kitapları takip edecek ise insanların &amp;uuml;remesi i&amp;ccedil;in tek yol ya Adem ile Havva&amp;rsquo;nın &amp;ccedil;ocuklarının &amp;ccedil;iftleşmeleri y.. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-1_51692481.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2009 17:06:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ensest   II</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-ii_51692391.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-ii_51692391.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;İlkel toplumumuz klanlar halinde yaşamaktaydı ve toplayıcılık yaparak, avlanarak ge&amp;ccedil;imlerini saglamaktaydılar. Kısıtlı yiyecek olanakları belli bir aşamaya kadar klanın b&amp;uuml;y&amp;uuml;mesine elveriyor, daha sonra zorunlu ayrılıklar baş g&amp;ouml;steriyor ve klan ikiye ayrılarak yiyecegin bol olgu başka bir yere dogru harekete ge&amp;ccedil;iyordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;İlk aşamada klan zorunlu olarak i&amp;ccedil;ten evlenmeci idi. Erkek ve kız kardeşler serbest&amp;ccedil;e &amp;ccedil;iftleşiyordu. Bununla birlikte ana babaların kendi &amp;ccedil;ocuklarıyla &amp;ccedil;iftleşip &amp;ccedil;iftleşmediklerini sorarsak yanıt olumsuz olmalıdır. Bir kuşaktan kadınlarla &amp;ouml;b&amp;uuml;r kuşaktan erkekler arasında serbest cinsel birleşme var olsaydı, cinsel olmayan işbirliginin gelişmesi i&amp;ccedil;in bir alan kalmazdı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;Homeros&amp;rsquo;ta şu dizgeleri okuyoruz :&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Aiolos'un on iki &amp;ccedil;ocugu vardı konagında,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;altısı kızdı, altısı erkek delikanlı &amp;ccedil;agında,&lt;/p&gt;&lt;p&gt;ogullarına karı diye vermişti kızlarını Aiolos&lt;/p&gt;</description>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2009 17:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ensest  III</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iii_51692251.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iii_51692251.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;İnsan ırkının gelişimi, herhangi bir sı&amp;ccedil;rayış, apansız ortaya &amp;ccedil;ıkan bir ilerleyiş ge&amp;ccedil;irmemiş, yalnız adım adım yeralan ge&amp;ccedil;işler g&amp;ouml;stermiştir. Bu gelişim, her birinin i&amp;ccedil;inde bir &amp;ouml;ncekiyle bir sonrakinin barındıgı s&amp;ouml;ylenebilecek bir &amp;ccedil;ok aşamadan ge&amp;ccedil;miştir. Bu y&amp;uuml;zden ilk cinsel birleşme eylemleri iki yarım arasında olmaktaydı ve &amp;ccedil;ok eşli bir bi&amp;ccedil;imde s&amp;uuml;r&amp;uuml;yordu. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yaşamın en alt basamagında erkegin cinsel yaşamı rastgele ve ortalıktaydı. Doga d&amp;uuml;rt&amp;uuml;s&amp;uuml;n&amp;uuml;, hayvanlar gibi, herkesin g&amp;ouml;z&amp;uuml; &amp;ouml;n&amp;uuml;nde gideriyor ve belirli bir kadınla kalıcı bir ilişki kurmuyordu. Kadınların haz i&amp;ccedil;in ortak kullanımı ve g&amp;ouml;zler &amp;ouml;n&amp;uuml;nde ger&amp;ccedil;ekleştirilen cinsel ilişkinin dogrulugu Massagetae kavminde kesinlikle dogrulanmıştır.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Herodotos ş&amp;ouml;yle yazar : Her erkek bir kadınla evlenir, ama ondan yararlanmaya herkesin izni vardır. Yunanlılar&amp;rsquo;ın İskitlere y&amp;uuml;kledigi şeyler, Messagetea kavmi i&amp;ccedil;in ge&amp;ccedil;erlidir. Erkek bir kadını arzuladıgında sadagını kadının arabasının &amp;ouml;n&amp;uuml;ne asar ve onunla yatıverir. Bu durumda eyleminin bir imgesi olarak okunu topraga saplar.&amp;nbsp;&amp;nbsp; 165&lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Massagetae kavmi i&amp;ccedil;in Strabon ş&amp;ouml;yle yazar : &amp;ldquo;Her erkek bir kadınla evlenir ama başkalarının karılarını da.. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iii_51692251.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2009 17:01:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ensest  IV</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iv_51692061.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iv_51692061.html</guid> 
            <description>&lt;br /&gt;&lt;p&gt;Ancak tarımın bulunuşu ile d&amp;uuml;nyadaki ilk b&amp;uuml;y&amp;uuml;k devrim ger&amp;ccedil;ekleşti. Tarımsal &amp;uuml;retim avcılıga benzemiyordu ve toprak genişleyerek yeniden ve yeniden &amp;uuml;r&amp;uuml;n verebiliyordu. Toplum bu aşamada sınıflara ayrılmaya başlamıştır ve bir &amp;uuml;retim fazlası oluşmaya başlamıştır. Tarımsal &amp;uuml;retimin gereksinimi olan emek toplumları artık birleştirmeye başlamıştır. Pazarların varlıgı, ticaretin ve bir tecim sınıfının gelişmesi, zanaatkarların oluşması ve kentlerin kurulmaya başlaması eski toplumu iki şekilde zorlamaya başladı. Toplumun temeli soydan aileye dogru evrilmeye başladı. Ancak burada şimdi iki ana sorun vardı. Birincisi dıştan evlenmecilik kuralının nasıl aşılacagı idi. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; bu kural erkege kalıtımdan herhangi bir hak vermiyordu. Erkegin &amp;ccedil;ocukları ve de erkek &amp;ccedil;ocukları mirastan pay alamıyorlardı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Toplumdaki t&amp;uuml;m birimler gibi devlet kurumları da bu ilkel kalıt yasasından nasiplerini almışlardı. Tarımcı toplumların t&amp;uuml;m&amp;uuml;nde toprak m&amp;uuml;lkiyeti en başta kadına aitti ve kalıt kız &amp;ccedil;ocuga ge&amp;ccedil;iyordu. Bu devlet erkinde de b&amp;ouml;yleydi, taht kız &amp;ccedil;ocugun hakkı oluyordu. Erkek kardeşlerin bu kalıt yasasına karşı buldukları form&amp;uuml;l bacı/kardeş evliligi idi. &lt;br /&gt;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&lt;br /&gt;Mısır krallıgının altın &amp;ccedil;agı olan 19 ve 20 hanedanlar d&amp;ouml;neminde, 19 hanedanın b&amp;uuml;t&amp;uuml;n kralları, kendisinden sonra tahta &amp;ccedil;ıkacak varisin yasal anası ol.. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/ensest-iv_51692061.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 21 Sep 2009 16:56:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Miraç</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/mirac_51568051.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/mirac_51568051.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Bir &amp;ouml;nceki&amp;nbsp; yazımda yer ile g&amp;ouml;g&amp;uuml;n ayrılmasından bahsetmiştim. Bu ayrılma aslında kol ile kafa emeginin de ayrılmasını simgelemekle beraber bariz bir de sonuca yol a&amp;ccedil;ıyordu. O da g&amp;ouml;g&amp;uuml;n kutsal olması ve insanların g&amp;ouml;ge yani tanrıya ulaşma &amp;ccedil;abaları. Bir kere tanrıya g&amp;ouml;kte yer verildikten ve ona ulaşma &amp;ccedil;abaları, g&amp;ouml;ge ulaşmakla adreslendirildikten sonra pek &amp;ccedil;ok k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rde bu anlayışın izlerini g&amp;ouml;rmek m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olmaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir&amp;ccedil;ok Altay halkında, g&amp;ouml;ky&amp;uuml;z&amp;uuml; bir &amp;ccedil;adır bi&amp;ccedil;iminde d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;l&amp;uuml;r. Samanyolu bu &amp;ccedil;adırın dikişleri, yıldızlar da ışık alması i&amp;ccedil;in a&amp;ccedil;ılmış delikleridir.&amp;nbsp; &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;G&amp;ouml;kle iletişimin dogrudan m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olacagına inanılır. Bu iletişim makrokozmik d&amp;uuml;zlemde bir eksenle temsil edilir. (direk, aga&amp;ccedil; vb.); mikrokozmik d&amp;uuml;zlemde ise konutun orta diregi ya da &amp;ccedil;adırın tepesindeki a&amp;ccedil;ıklıkla ifade edilir. O halde her insan konutunun izd&amp;uuml;ş&amp;uuml;m&amp;uuml; d&amp;uuml;nya merkezine yansıtılmış demektir veya her sunak, &amp;ccedil;adır veya ev farklı katlar arasındaki kopuklugu gidermeyi, tanrılarla iletişime ge&amp;ccedil;meyi, hatta g&amp;ouml;ge y&amp;uuml;kselmeyi m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n kılmaktadır.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;</description>
            <pubDate>Sat, 19 Sep 2009 11:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Yerle Gögün Ayrılması ya da Birken İki Olmak</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/yerle-gogun-ayrilmasi-ya-da-birken-iki-olmak_51338191.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/yerle-gogun-ayrilmasi-ya-da-birken-iki-olmak_51338191.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Enbiya Suresi 30 ayet ş&amp;ouml;yle der : İnkar edenler, g&amp;ouml;klerle yer bitişikken, bizim onları ayırdığımızı ve diri olan her şeyi sudan meydana getirdiğimizi g&amp;ouml;rmediler mi? H&amp;acirc;l&amp;acirc; inanmayacaklar mı?&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu ayetin mucize yaratıcıları tarafından big bangin delili olarak ele alınmasını bir kenara bırakırsak, eski toplum tarihinde de bu ayetle benzeşen pek&amp;nbsp; &amp;ccedil;ok mitolojik &amp;ouml;geye rastlarız. Kapsamlı bir araştırma birken iki olmak, ya da yer ve g&amp;ouml;g&amp;uuml;n ilahi bir g&amp;uuml;&amp;ccedil; tarafından ayrılması mitosunu bizim karşımıza her yerde &amp;ccedil;ıkarır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;En eski &amp;ouml;rnegimiz S&amp;uuml;mer mitolojisindendir. B&amp;ouml;yle olması da gayet dogaldır, &amp;ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; tarih S&amp;uuml;mer&amp;rsquo;de başlar ve ilk yazılı kaynaklar da S&amp;uuml;merler&amp;rsquo;e aittir. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Nammu, G&amp;ouml;kleri ve yeri doguran annedir. İkisinin bir arada temsili kozmik dag bi&amp;ccedil;imindedir, bu dagın tabanı su dolu u&amp;ccedil;urumların &amp;uuml;st&amp;uuml;nde u&amp;ccedil;ar, d&amp;uuml;nyanın tabanıdır. Tepesi ise g&amp;ouml;klerin dorugudur. Alt b&amp;ouml;l&amp;uuml;m toprak Kİ dişidir ve &amp;uuml;st.. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/yerle-gogun-ayrilmasi-ya-da-birken-iki-olmak_51338191.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Wed, 16 Sep 2009 12:03:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tanrıça Domuz 1</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-1_51227531.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-1_51227531.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Totemizm insanoğlunun en eski inan&amp;ccedil; ve davranış bi&amp;ccedil;imidir. Totemcilikte, totem olan hayvan/bitki hem kutsal hem de tabu olarak d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;l&amp;uuml;rd&amp;uuml;. O klanın ortak ruhu ve g&amp;uuml;&amp;ccedil; kaynağı idi; klanın yaşama nedeniydi. Bu y&amp;uuml;zden avlanarak bireysel olarak t&amp;uuml;ketilmesi tabu idi. Ancak yılın belli g&amp;uuml;nlerinde de ortaklaşa d&amp;uuml;zenlenen t&amp;ouml;renlerde toplu olarak yenirdi. B&amp;ouml;ylece onun g&amp;uuml;&amp;ccedil;lerinin t&amp;uuml;m klana ge&amp;ccedil;eceğine ve b&amp;ouml;ylece klanın yaşam g&amp;uuml;c&amp;uuml;n&amp;uuml;n tazeleneceğine inanılırdı. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Klan, &amp;ouml;zel m&amp;uuml;lkiyetin doğuşuyla birlikte bir &amp;lsquo;şef&amp;rsquo; fig&amp;uuml;r&amp;uuml;ne sahip olunca dini inan&amp;ccedil; bakımından da şefin prototipi olan tanrılar ortaya &amp;ccedil;ıktı. Ancak ortaya &amp;ccedil;ıkan tanrı/tanrılar ge&amp;ccedil;miş k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rden kopamazlardı. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; insanların k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rel d&amp;uuml;zeyine denk d&amp;uuml;şmeyen hi&amp;ccedil;bir inan&amp;ccedil; bi&amp;ccedil;imi kalıcı ve tutarlı olamaz. B&amp;ouml;ylece totemler tanrılara d&amp;ouml;n&amp;uuml;ş&amp;uuml;rken totem hayvanları da tanrıların simgelerine d&amp;ouml;n&amp;uuml;şt&amp;uuml;ler. Nasıl ki eskiden totem hayvanları yılın belli d&amp;ouml;nemlerinde kesilerek yenirse aynı bi&amp;ccedil;imde tanrılar da kurban edilip yenmeye başlandı. Hemen hemen t&amp;uuml;m neolitik k&amp;uuml;lt&amp;uuml;rlerde g&amp;ouml;r&amp;uuml;len &amp;ouml;l&amp;uuml;p yeniden dirilen tanrı ve tanrının &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;p topluca yenilmesi t&amp;ouml;resinin temeli budur. Tanrı &amp;ouml;ld&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;yor ve toplumca ortak olarak t&amp;uuml;ketiliyordu. B&amp;ouml;ylece onun kanı ve eti ile taşınan sonsuz yaşam g&amp;uuml;c&amp;uuml;, klanın dirliği ve esenliği i&amp;ccedil;in t&amp;uuml;m klan bireylerine .. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-1_51227531.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 14 Sep 2009 19:42:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tanrıça Domuz 2</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-2_51227431.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-2_51227431.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Domuzun Neolitik D&amp;ouml;nem&amp;rsquo;in tamamında g&amp;ouml;r&amp;uuml;n&amp;uuml;yor olmasına karşın, koyun, ke&amp;ccedil;i ve sığır bu geniş b&amp;ouml;lgenin kuzeydoğu eyaletine y&amp;uuml;zyıllar sonra girmiştir. Domuz ve yabani domuz, Persefon ve Demeter ritleri; Attis, Adonis, Tammuz ve Osiris mitosları; Odysseus ve Kirke efsaneleri ile İrlanda halk masallarında daha sonraları sığır yetiştiricilerinin uyarladığı temaların eski bağlantılarını ortaya koyar. &amp;Ccedil;in ve G&amp;uuml;neydoğu Asya&amp;rsquo;da domuz, sığırın tanınmasından sonra da &amp;ouml;nemini korumuştur. B&amp;uuml;t&amp;uuml;n Okyanusya&amp;rsquo;da domuzun rit ve mitoslardaki &amp;ouml;nemi birinci derecededir. Kurban edilen domuzlar erkektir.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Yeni &amp;lsquo;Herbridler&amp;rsquo;deki Malenezya adası Malekula'da k&amp;uuml;lt&amp;uuml;r Maki diye bilinen t&amp;ouml;renler ile s&amp;uuml;rd&amp;uuml;r&amp;uuml;l&amp;uuml;r. Maki t&amp;ouml;renleri 15 yıldan 30 yıla kadar s&amp;uuml;rer ve bitince tekrar başlar. T&amp;ouml;renler insan ırkının &amp;ccedil;oğalmasına b&amp;uuml;y&amp;uuml;sel olarak yardım ederek topluluğa hizmet etmesi yanında, yarışmacı bir rit olduğundan kişisel olarak hırs ve &amp;uuml;n kazanmaya da yardım eder. K&amp;ouml;y&amp;uuml;n erkekleri m&amp;uuml;mk&amp;uuml;n olduğunca &amp;ccedil;ok &amp;lsquo;kurban edilecek domuz&amp;rsquo; yetiştirmeye ve b&amp;ouml;ylece iki d&amp;uuml;nyada da kendilerine iyi bir yer kazanmaya &amp;ccedil;alışırlar.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bir Malekulalı &amp;ouml;ld&amp;uuml;ğ&amp;uuml;nde &amp;ouml;l&amp;uuml;ler &amp;uuml;lkesine doğru yola &amp;ccedil;ıkar ve &amp;ouml;teki d&amp;uuml;nyanın mağaramsı girişini bekleyen dişi gardiyan yol boyun.. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-2_51227431.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 14 Sep 2009 19:40:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Tanrıça Domuz 3</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-3_51227361.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-3_51227361.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;Aslında bu ay farklı bir konuyu işlemek niyetindeydim, ancak Tanrı&amp;ccedil;a Domuz yazılarının farklı eleştirilere tabi tutuldugunu g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Olumlu eleştirilerin yanı sıra olumsuz olarak da eleştirildigine ve degişik yerlerde tartışma konusu yapıldıgına şahit oldum. Bu benim a&amp;ccedil;ımdan sevindirici bir olgu. Demek ki k&amp;ouml;şe yazıları b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;m&amp;uuml;z ama&amp;ccedil;landıgı bi&amp;ccedil;imde yol almaktadır. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Bu y&amp;uuml;zden yazılarıma getirilen eleştirilere bu ay bir yanıt vermeyi gerekli g&amp;ouml;rd&amp;uuml;m. Amacım kesinlikle bir polemik yaratmak degildir, zaten k&amp;ouml;şe yazılarının işlevi de bu degildir. Ancak getirilen eleştirilerden meramımı tam olarak anlatamadıgım ortaya &amp;ccedil;ıkmaktadır. Bu anlamda da konuyu son kez ele alarak bazı hususlarda a&amp;ccedil;ıklama yapmak zorunlu olmuştur. &lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Eleştirilerden ilk g&amp;ouml;ze &amp;ccedil;arpanı benim totemcilikteki tabu olayını kavramadıgım &amp;uuml;zerine. A&amp;ccedil;ık&amp;ccedil;ası bu eleştiriyi getirenlerin benim yazımı hi&amp;ccedil; okumadıklarını, okusalar da anlamadıklarını d&amp;uuml;ş&amp;uuml;n&amp;uuml;yorum. &amp;Ccedil;&amp;uuml;nk&amp;uuml; tanrı&amp;ccedil;a domuzun temeli zaten totem inanışından kaynaklanmakta ve yazının birinci b&amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml;n&amp;uuml;n girişinde de bu uzunca bir şekilde izah edilmekte.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;&amp;nbsp;&lt;/p&gt;&lt;p&gt;Totemin .. ( &lt;a href=&quot;http://dilaverkom.blogcu.com/tanrica-domuz-3_51227361.html&quot;&gt;devamı &lt;/a&gt;)</description>
            <pubDate>Mon, 14 Sep 2009 19:37:00 +0300</pubDate>        
        </item>
             
        <item>
            <title>Ya Kıyamet Varsa ?</title>
            <link>http://dilaverkom.blogcu.com/ya-kiyamet-varsa_43528451.html</link>
            <guid>http://dilaverkom.blogcu.com/ya-kiyamet-varsa_43528451.html</guid> 
            <description>&lt;p&gt;İnanan insanlarla olan tartışmalarımızn % 75 i bu soru temelinde gelişiyor. Hepsinin ortak &amp;ouml;z&amp;uuml; &quot;Kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; ne yapacaksınız&quot; &amp;uuml;zerine d&amp;uuml;g&amp;uuml;mlenmiş durumda ve aleni bir &amp;ccedil;ocuk&amp;ccedil;a korkudan kaynaklanıyor. Korkuyu geliştiren en &amp;ouml;nemli g&amp;uuml;d&amp;uuml; bilmemektir, cehalettir ve korku her zaman i&amp;ccedil;in cehaletten beslenir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklıma takıldı ben de d&amp;uuml;ş&amp;uuml;nd&amp;uuml;m, kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; ne yapacagım diye. Bu konuda Kuran ne diyor ona biraz baktım. Kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; ile ilgili bazı ayetler şu şekilde :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her nefis &amp;ouml;l&amp;uuml;m&amp;uuml; tadıcıdır. Kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; elbette ecirleriniz eksiksizce &amp;ouml;denecektir. (AL-İ İMRAN SURESİ / 185)&lt;br /&gt;Allah; O'ndan başka ilah yoktur. Kendisinde hi&amp;ccedil; bir ş&amp;uuml;phe olmayan kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml;nde sizleri muhakkak toplayacaktır. Allah'tan daha doğru s&amp;ouml;zl&amp;uuml; kimdir? (NİSA SURESİ / 87)&lt;br /&gt;Biz, her insanın kuşunu (işlediklerini, yaptıklarını) kendi boynuna doladık, kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml;nde onun i&amp;ccedil;in a&amp;ccedil;ılmış olarak &amp;ouml;n&amp;uuml;ne konacak bir kitap &amp;ccedil;ıkarırız. (İSRA SURESİ / 13)&lt;br /&gt;Sonra siz ger&amp;ccedil;ekten kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; diriltileceksiniz. (M&amp;Uuml;'MİNUN SURESİ / 16)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şİmdi bu ve bunun gibi pek &amp;ccedil;ok ayette aynı ortak vurgu yapılmış. Kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; &amp;ouml;zel bir g&amp;uuml;nd&amp;uuml;r ve o g&amp;uuml;ne kadar &amp;ouml;l&amp;uuml;ler mezarlarındadır, olan bitenden bihaberdirler ve diriltilene kadar kimse onlardan hesap sormayacaktır. Kimin su&amp;ccedil;lu kimin su&amp;ccedil;suz oldugu ancak kıyamet g&amp;uuml;n&amp;uuml; anlaşılacaktır :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıyamet-saatinin kopacağı g&amp;uuml;n, (m&amp;uuml;'minlerle kafirler birbirlerinden) ayrılırlar. (RUM SURESİ / 14)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demek ki o zamana kadar bir tehlike yoktur. </description>
            <pubDate>Sun, 10 May 2009 20:25:00 +0300</pubDate>        
        </item>
        <atom:link href="http://dilaverkom.blogcu.com/rss.php" rel="self" type="application/rss+xml" />
</channel>
</rss>