Ondört
On Dört Mâsum-u Pak, mısrası İnvitatio ‘nun alıntıladıgı bir deyişte geçmekte , bu bana bu ondörtlerin niye bu kadar çok fazla edebi metinlerde geçtigini düşündürdü. Ondört sayısı ile ilgili bazı çarpıcı gerçekler ortaya çıktı. Şimdi on dört ile ilgili dünya literatürünü bir tarayalım.
Mısırlıların İsis ve Osiris efsanesinde Tanrı Set Osiris’ in vücudunu 14 parçaya böler ve hepsini ayrı bir yere saklar.
Gene Mısır inancına göre yaşamın temeli olan Ka’ ların hizmetçileri, yaratıcı gücün birincil etkeni ve işaretleri olan 14 niteliktir. Bunlar güç, ışınım, gönenç, zafer, erinç, bolluk, ululuk, anıklık, yaratıcı eylem, zeka, süs, istikrar, uyum ve tat tır.
Mısır firavunu Zoser’ in İ.Ö. 2630 da yapılan Merdivenli Piramit ‘ inin içinde bulunan parçalar arasında yer alan tahtın tek parçalı tabanının çevresi 14 arslan başı ile bezenmiştir.
Sümer Nuh’ u Utnapiştim Tufan’dan sonra bütün canlıları gemiden serbest bırakır ve dagın tepesine 14 tane sunak kabı yapar. Bu kaplara kamışlar, sedir keresteleri ve mersin yıgar ve tanrılar için içki saçar. Tatlı özsuyun kokusunu alan tanrılar sinek gibi çevresine üşüşürler.
Her yıl Martın 14 ünde hayvan derilerine bürünmüş bir adam Roma sokaklarından alay halinde geçirilir, uzun beyaz çubuklarla dövülür ve kentin dışına sürülürdü.
İngiltere – İskandinavya destanı olan Beowulf ta, Beowolf, Hrothgar’a , mızraklı Danların savaş kralına yardım etmek için balina- yolunda denize açılmay karar verir ve kendisine eşlik etmeleri için 14 cesur savaşçı seçer.
Kral Arthur’un bilmeden yattıgı kız kardeşinden olan çocugu Mordred 14 yaşına kadar bir köylü tarafından tanınmaksızın büyütülür, sonra babasının yanına gider.
Hint destanı Ramayana’da kahraman Rama 14 yıl bopyunca bir ormanda inzivaya çekilir. Gene Ramayananın düşmanları kız kardeşlerinin kanlı yüzünü gördüklerinde intikam için Ramanın üzerine 14 Rakşaşalık bir grup gönderirler. Ramanın hepsini öldürmesi üzerine her biri Rama’ nın cesareti kadar zalim olan 14.000 kişilik bir güç toplarlar.
Eski Vedic dönemde kalma bir Hint büyüsü şöyle der : Dört gece oruç tuttuktan sonra, ayın koguşumunun 14. cü gecesi, insan kemiginden alınmış bogayı almalı ve aşşagıdaki duayı okumalıdır …
Jainlerin evren kavramında evren dişi, dev gibi bir insandır ve gögüs boşlugunda ve omuzlarında boyun ve başta 14 gök katı vardır.
Zaire Mvindo destanında , Mwindo Efendi Yagmur’ un 14 fırtınasının verdigi acılara katlanır. Efendi Yıldız Mvindo’ nun kulaklarını 14 kez çeker.
Dikkat edilirse 14 sayısı pek çok eski halkın yaratılış ve kahramanlık mitlerinde yer almaktadır. Bunun ortak bir kültürel gelenekten kaynaklandıgı açıktır.
Tüm insan toplumlarında aynı kültürel evreler görülebiliyor. Avcılık ve toplayıcılık aşamasının ortak kültürü ve dinsel biçimleri canlıcılık ve totemizm olarak şekilleniyor. Ancak bir kere tarıma başlandıktan sonra toprak ile ugraşmaya başlanınca bir sarmalın, dogum ölüm sarmalının ortaya çıktıgı görülüyor. Bu süreç de genellikle gök cisimlerinin de gözlenmesi ile birlikte gittigini fark edebiliyoruz.
Ana Tanrıça kültü ile birlikte içice geçmiş ilk tapım biçimleri ay tapımıdır. Ayın gözlemlenmesi 14. gün ayın en parlak, en ihtişamlı, en güçlü evresine ulaştıgını ve sonsuz bir kudreti temsil ettigini göstermiştir. Ay aynı tarım ürünleri gibi dogar, büyür ve ölür. Bu yüzden de ana tanrıçanın simgesidir. Yaşam aydan gelmektedir, ayın ışınımları hayat vermektedir. Bu yüzden de ayın ondördü gücün simgesi olarak, mükemmelligin simgesi olarak tüm eski çag mitolojilerinde yer alır.
Süreç içerisinde de ilk işlevi unutulmuşsa da gene de deyişlerde, türkülerde, söylencelerde yer almasını sürdürmüştür. Ondört sayısının yer aldıgı tüm metinlerde eski ay tapımının gölgelerini aramanın hiç de yanlış olmadıgını düşünüyorum. Örnegin yukarıda Mısır Firavunu Zoser in tahtında yer alan 14 arslan başının aslında 14 boga başı olması gerekiyordu, belki de daha eskide böyleydi. Çünkü boga ay tapımının simgesi, aslan ise güneş tapımının simgesiydi. Güneş tapımına geçilmekle beraber güneşin simgesi olan arslanın hala eski biçim olan ayın ondördüncü gününün ihtişamı ile birlikte yeni dinsel biçimde de yerini korudugunu görüyoruz.
Son dönem ilmi tefsir geleneğinin en önde gelen temsilcilerinden Cevherî, huruf-u mukattaalara oldukça farklı bir açıdan bakmış ve Kur'ân'ın eşsizliğini, kullanılan harflerin sayısında aramıştır. Cevherî, sûre başlarındaki harflerin Arap alfabesindeki harflerden 14’ünden oluştuğunu, bunun da alfabenin yarısı ettiğini söyleyerek, gerek 14 ve gerekse 28 sayılarıyla ilgili evrenden karşılaştırmalar yapar:
1. Her bir eldeki mafsal sayısı 14’tür.
2. İnsanın sırt omurgasının altında 14, üstünde 14 kemik vardır.
3. İnek, deve, eşek, yırtıcı hayvanlar, diğer doğum yapan ve emziren hayvanların ön taraflarında 14, arka taraflarında 14 kemik vardır.
4. Kuşların uçarken kullandıkları kanat tüylerinin sayısı 14+14’tür.
5. Kuyrukları uzun olan inek ve yırtıcı hayvanların kuyruklarındakikemik sayısı 14’tür.
6. Bazı sürüngen ve balık gibi uzun boylu hayvanların omurga
kemiklerindeki sayı 28’dir.
7. Arapça’daki harf sayısı 28’dir. Bunlardan 14’ü idğam yapılır, 14’üne yapılmaz.
8. Arapça’daki noktalı harflerin sayısı 14, noktasızlarınki de 14’tür.
9. Ay’ın 14 Güney 14 Kuzey olmak üzere 28 evresi vardır.
Bunlarla Cenâb-ı Hakk sanki şöyle demektedir: “Ey kullarım, ayın evreleri var 28 ve bunlar iki kısım. Ellerin eklem sayısı 28 ve iki kısım. Harflerin sayısı 28 ve iki kısım... Bununla şunu bilin ki, bu Kur'ân benim tarafımdan indirilmiştir. Çünkü onların harflerini, ayın evreleri, insan ve hayvan eklemleri, hece harflerinin dizilişi ve sayısı gibi haber verip yaptığım şekilde kıldım. Durum böyle olunca, nasıl olur da Muhammed (s.a.s.) veya başka bir beşer böyle hassas ve mükemmel bir sistemi kursun, bu sayıları kainattaki diğer sayılara, bu kanunları, diğer prensiplere uygun bir şekilde
uydursun? İşte bundan ötürüdür ki, Kur'ân Benim sözümdür. Böyle birneticeye varmanız için de işte surelerin başlarındaki bu harfleri koydum. Tâ ki yer gök ve onların ikisi arasındakilerin boşu boşuna yaratılmadığını bilesiniz. Kâinat kitabıyla vahiy kitabı arasındaki mükemmel uygunluğun
farkına varasınız. İşte bu Kur’ân, kıyamete kadar bâkî kalacak. Her ne kadardiğer diller bir takım değişikliklere uğrasa da, O’nun dili O’nunla beraberkıyamete kadar canlılığını devam ettirecektir.
Görüldüğü üzere Cevherî, konuya oldukça ilginç bir açıdan bakmış,kainattaki mükemmel nizamla, Kur'ân’daki eşsiz âhenk arasında bir bağ kurmuş, ikisinin de yaratıcısı Allah Teâlâ olması açısından büyük ve olağanüstü bir yapının varlığından hareket etmiş, bu harflerin Kur'ân'ın eşsiz
bir i’cazı olduğu sonucunu çıkarmıştır. Zerkânî de Cevheri’nin bu görüşünü eserine almış ve böyle bir yorumu, bu konudaki şüpheleri giderici bir değerlendirme olarak görmüştür.
Demek ki 14 öyle sihirli bir sayı ki Kuranın Allah sözü oldugunun kanıtını da 14 de buluyoruz. En eski tapım biçimlerinin gücünü ve insan kültüründeki sürekliligini izleyebiliyor musunuz ?
0 yorum yazılmıştır