MÜKEMMELLİK ÜZERİNE
Yaşadıgımız süre içerisinde insanoglunu tanımlarken hep ortak bir söylemle karşılaşmışızdır. İnsanoglu en gelişmiş canlıdır, insan kainatın efendisidir; bilimsel olarak da insanın düşünen bir hayvan oldugu söylenir. Ortak payda insanoglunun mükemmel oldugu üzerinedir. Kendimizdeki şartlanma en üstün oldugumuz üzerinedir. Homeros kahramanlık çagının şiirini yazarken karakterlerinin çogunu tanrısal olarak tanımlar. Aslında insan hakkındaki şimdiki düşüncelerimiz tam da o çagların bir izdüşümüdür.
Kutsal kitaplara göre ( Tevrat ve Sümer-Babil efsaneleri ) Tanrı insanı kendi suretinde yaratmıştır, bu yüzden de insan mükemmel olmak zorundadır. Peki gerçekten öyle midir.
Her ÅŸeyden evvel mükemmel sözcügünün tanımının TDK sözlügünde “ Eksiksiz, kusursuz, tam, yetkin, ÅŸahane “ olarak geçtigini belirterek iÅŸe baÅŸlamak gerekiyor. Åžimdi de bu tanımları kendi benligimize uygulamak gerekiyor. Bu kavramların her birisi göreceli kavramlar; ancak bir çıkış noktası temel alınarak anlam ifade edebilirler. Dogadaki pek çok form evrimsel geliÅŸmelerinde organizmanın gereksinimi üzerine dogal ÅŸartlara uyum sagladıkları oranda hayatta kalmayı baÅŸarabilmiÅŸler. İçinde yaÅŸadıkları ortama uygun olarak da dogal mekanizmalar geliÅŸtirmiÅŸler.
Kusursuz bir insan uçabilmeliydi, ya da balıklar gibi suyun altında yaşamını idame ettirecek mekanizması olabilmeliydi, ahtapotunki gibi gözlere sahip olmalıydı, bir yarasanın duyargalarına sahip olabilmeliydi. Gerçekten de mükemmeliyet olarak tek tek olguları ele alıp da dogadaki diger canlılarla kıyasladıgımızda insanoglunun önünde daima daha uygun koşullara sahip bir canlı türü oldugunu görebiliyoruz. Tek istisna düşünsel yetimiz, ve dünyayı algılayıp onu yorumlayabilmemiz. Bu yorumları emek ile dönüştürüp üretebilmemiz. O halde mükemmel oldugumuz tek yön düşünebilmemiz.
Acaba düşünebilmek canlı organizma açısında mükemmellik midir. Bu konuyu gerçekten merak ediyor ve işin içinden çıkamıyorum. Düşüncenin ve düşün eylemlerinin bizlere sagladıgı şey mutluluk mudur, yoksa mutsuzluk mudur. Yaşamımızın büyük bölümünü mutlu olarak mı geçiriyoruz, yoksa sürekli problemler çözerek, sürekli stres içerisinde ve sonu gelmez bir kör dögüşü içerisinde mi geçiriyoruz.
Zekamızı geliştiren etmen, problemleri ele alıp çözebilmemiz; bu zekanın evrimini getirmiş; peki bu evrim ne getirmiş: daha fazla sorun, daha fazla problem. Zeka ve güdü birlikte özel mülkiyete yol açmış .Daha rahat ve bedelsiz yaşama istegi bir hırsa dönüşerek ufak bir azınlıgın mutlulugu için milyonların sefaletine yol açmış. Sorunları ve çelişkileri çözme istegi ile hırs birleşince savaş araçları ortaya çıkmış. Sonuç dünya savaşları ve 10 milyonlarca ölü. Bunlar bilinenler ya bilinmeyenler; içinde yaşadıgımız yerel savaşlar ve sonuçları olan ölümler, işkenceler, hastalıklar ve çevresel yok oluş.
Şimdi bu açıdan baktıgımız zaman neremiz mükemmel anlamakta zorluk çekiyorum. Kendimizden başka dogaya zarar veren başka bir canlı türü yok. Bizzat kendi bindigimiz dalı kesiyor ve biz bunu mükemmel buluyoruz. Meseleyi biraz etraflıca kurcalayınca da, aslında dogada en zavallı türün insan olabildigini görebilmek mümkün. Ancak bu insanın dogasından kaynaklanmıyor. İnsanın kendine, türüne ve dogaya yabancılaşmasından kaynaklanıyor. İnsanın insanlıgından vazgeçmesinden kaynaklanıyor.
O halde şimdi bize ögretilenlere farklı bir gözle bakabilmenin zamanıdır. İnsanı insanal özüne döndürebilecek, toplumsal yabancılaşmayı ortadan kaldırabilecek, mülkiyet ilişkilerinin getirdigi hırs, kin, kıskançlık vs gibi insanın ortaklaşmacı başlangıcına yabancı güdüleri yadsımanın zamanıdır.
Diger canlı formlarını bir tartıya vurun isterseniz, dogadaki hangi canlı türü bizim kadar mutsuzluk ve olumsuzluk saçabiliyor etrafına, bizim gibi her gün sorunlarla ve kötülükle boguşuyor. Kapitalizm hepimizi birdigerimize rakip yapmadı mı. Tüm deger yargılarımız para, mülkiyet ve iktidar üzerine kurulu degil mi. Bizden başka, kendisiyle beraber çevresine de zarar verebilen başka bir tür var mı.
Tüm bunlara karşın hala insanoglunun mükemmel oldugunu, mükemmel yaratıldıgını iddia edebiliyorsanız size söyleyecek hiçbir lafım olamaz. Ama kutsal kitaplardan biraz başınızı kaldırıp da çözümün insanın insanal özüne dönmesinin koşullarını saglayabilecek ekonomik ve sosyal sistemi kurmak oldugunu görebiliyorsanız, beraber yürüyecek uzun bir yolumuz var demektir. Mükemmellige ulaşabilme yolu. Bunun ismi ise insanlık. Kaybettigimiz insanlık. Ne din, ne dil, ne ırk, ne milliyet, ne cinsiyet; yalnız ve yalnızca insan.
Konu: erkan
çok güzel olmuş
Bağlantı »