Kalbi Mühürlü Olmak
Dinler ve kutsal metinler tarih içerisinde süreklilik arz ederler. Aslında dinin temelinde toplumların birikim ve deneyimlerini ileriki kuşaklara aktararak bir ideoloji etrafında onları bir arada tutma kaygısı vardır. Bu yüzden de dinsel metinler incelenirken onlarda ilahi bir varlıgın payından ziyade eski toplum ile bagları göz önüne alınarak degerlendirme yapılmalıdır.
Kuranın yazıldıgı cografya iki büyük medeniyetten etkilenmiştir. Öncelikle cografi olarak Sümer medeniyetinin yanıbaşında oldugundan Kuran metinlerinde eski Sümerin tüm izlerini görmek mümkündür. Şimdi kalbi mühürlü olmanın eski izlerine dogru yol alıp Sümer ve Mısır mitolojilerine bir göz atalım. İlk örnek Sümer yaratılış mitosundan :
Nammu, Gökleri ve yeri doguran annedir. İkisinin bir arada temsili kozmik dag biçimindedir, bu dagın tabanı su dolu uçurumların üstünde uçar, dünyanın tabanıdır. Tepesi ise göklerin dorugudur. Alt bölüm toprak Kİ dişidir ve üst bölüm gök AN erkektir. An Toprak ve Gök'ü ayıran hava tanrısı Enlil'in babasıdır. Klasik Hesiodos mitosunda Gaia'nın (toprak) ve Uranos'un (Gök) ogulları ronos tarafından nasıl koparılıp ayrıldıklarını biliyoruz. Panteonun sayısız tanrıları dogmuş ve bu tanrılar göklerdeki kentlerinde insanların yeryüzündeki tarlalarını sürüp gitmeleri gibi yaşamışlardır.
Fakat aslında ihmalden kaynaklanan, ürünün yetmedigi zaman gelmiştir. Ve Nammu, eski su ana soynun acıklı durumunu kavrayarak, hepsinin en akıllısı Enki'yi aramıştır. Enki Nammu'nun kendi uçurumunun efendisidir ve divanda derin uykuya dalmıştır. Nammu onu uyandırı. "Oglum der ve ona tanrıları bekleyen sıkıntıları anlatır. " Divandan kalk ve zekanın eserini ortaya koy. Tanrılara işlerini görecek hizmetçiler yarat" Ve akıllı Enki yerinden dogrulur,"Anne, bu elbette yapılabilir"
Enki "Gidip dünyanın dibinden, su dolu uçurumumuzun hemen yüzeyinden bir avuç çamur al ve ona kalp biçimi ver. İyi ve muhteşem ustalara o çamura dogru yogunlugunu verdirecegim. Ve o zaman gövdenin biçimini siz verirsiniz. Sizin üstünüzde toprak ana, eşim tanrıça doguruyor olacak ve sekiz dogum tanrıçası ona yardım edecek. Yeni doganın kaderini siz çizeceksiniz. Toprak ana onun üstündeki tanrıların imgesini belirleyecek. Ve o insan olacak.
İş yapıldı. Enki'nin eşi toprak ana, su dolu uçurumun tanrıçasının üstünde durdu, sekiz tanrıça dogumda ona yardım etti, çamur alındı, bebek annesinden ayrılır gibi ayrıldı. İyi ve muhteşem ustalar onu dogru yogunluga getirdiler ve Nammu önce kalbi yaptı sonra gövdeye ve koluna bacagına biçim verdi.
Enki bunu kutlamak için eşine ve annesine bir parti verdi, bütün tanrıları da davet etti. Tanrılar onu bir ırk yarattıgı için tüm kalpleriyle kutladılar.
Mitosun yukarıda özetledigim biçiminde kalbin yaratılışta ne derece önemli bir rol oynadıgını hissetmemek mümkün degildir. Sümerler kalbin en temel organ olduguna ve tüm insanfaaliyetlerine hükmettigine inanıyorlardı. Onların hemen yanıbaşında yer alan ve tüm gençligi bu mitoslarla yogrulan Muhammed in de bunları bilmemesi mümkün degildir, kaldı ki o zamanki toplum için bu yeni bir şey degildir. Onlar da kalbin en önemli organ oldugunu düşünmektelerdi. Muhammedin yaptıgı bu çok bilinen olguyu kitabına alıp tanrısı diliyle söyleterek dogru bilineni tekrarlayarak etkisini arrtırmaktan başka bir şey degildi.
Aynı olgu İÖ 2800 den kalma bir Mısır kitabesinde çok net olarak anlatılır.Eski Krallıgın başlangıç zamanlarına ait bir metin Memphis ilahiyatının anıtı olarak nitelendirilir. Mumya tanrı Ptah'ın metninde her şeyi ortaya çıkaranın Tanrının yüregi, yüregin düşündüklerini tekrar edenin Tanrının dili oldugu anlatılıyor :
" Her kutsal söz kalbin düşünmesi ve dilin emretmesiyle var olmuştur."
"Göz gördügünde, kulak duydugunda ve burun nefes aldıgında, bunları kalbe bildirirler. Her şeyi ortaya çıkaran kalp ve kalbin düşündüklerini tekrarlayan dildir. Bütün tanrılar böyle yaratılmıştır, hatta Atum ve Ennead bile.
"Kalp ve dil böylelikle bütün üyeler üstünde egemen oldu; o bütün tanrıların gövdesinde ve agzında, bütün insanlarda, yabanıllarda, sürüngenlerde ve yaşayan her şeyde vardır; her şeyi istedigi gibi düşünür ve yönetir."
Muhammed den en az 3 bin sene evvel insanların inancı böyleydi. Arap yarımadasının kültür tarihi göz önüne alındıgında İslamiyete kadar her hangi ciddi bir kültür hareketleri olmadıgı görülür. Etraflarındaki inanç biçimleri de ona gelene kadar pek de ciddi bir degişiklige ugramamıştır, en azından halk içinde eski söylencelerle birlikte yürüyegelen bir tek tanrı inancı vardır. Aynı bugün müslümanların 4800 sene evvelki Ptah tapımının kalp açıklamasını hala sürdürmeye çalıştıkları gibi.
Bu yüzden kalbi mühürlü olmanın ne anlama geldigi kavranmak isteniyorsa eski Sümer ve Mısır kitabelerini karıştırmak yeterli olacaktır. Kalp en önemli organdır ve herşeyi o yönetir. Azteklerde tanrılarına kurban verirken kalbi çıkarırlar ve ateşe atarlardı. Bunun için de Kur'anın Allah'ının beyinleri degil de kalplere mühür koymamasına şaşmamak gerekir.
Konu: Tebrik ve teşekkür
Tarihsel analiziniz son derece mükemmel sevgili Dilaver.
Size katılmamak mümkün değil. Emek ve paylaşım için
çok teşekkürler. Tebrikler.
Bağlantı »
Konu: kalbi mühürlü olmak
sizlerin bu emekleri sayesinde karanliklar icinde aydinliklar yol alip gidecektir.Yoksulun talihsizligi olan Tanri da yok olup gidecektir.
Bağlantı »
Konu: merhaba...
bir yazımın gözünüzü yaşarttığını okumak, benim de gözümü yaşarttı...
sevgiyle,
nur banu molla
Bağlantı »
Konu: ee
bir insanın kalbi aancak dogru yoldan we doggru isden ayrilirsa
muhurlenir ama size anlatmak iimaksnizdir
Bağlantı »
Konu: boş insan
sen ne cahil bi adamsınya, yazdıklarını mantıklı bi şekilde oku ondan sonra konuş, beyni yıkanmış atası maymun insan seni.
Bağlantı »
Konu: utanın
siz put pereslikle islamı aynı kefeye koyuyorsunuz bunları sadec e müslümanların olmadığı yerlede söylüyor ve yazıyorsunuz gercek müslümanların olduğu yerlerde size bunları yedirtirler ahmak lar sizi kendinize gelin!
Bağlantı »