dinlerden özgürlük

21/9/2009

Ensest II

İlkel toplumumuz klanlar halinde yaşamaktaydı ve toplayıcılık yaparak, avlanarak geçimlerini saglamaktaydılar. Kısıtlı yiyecek olanakları belli bir aşamaya kadar klanın büyümesine elveriyor, daha sonra zorunlu ayrılıklar baş gösteriyor ve klan ikiye ayrılarak yiyecegin bol olgu başka bir yere dogru harekete geçiyordu.

 

İlk aşamada klan zorunlu olarak içten evlenmeci idi. Erkek ve kız kardeşler serbestçe çiftleşiyordu. Bununla birlikte ana babaların kendi çocuklarıyla çiftleşip çiftleşmediklerini sorarsak yanıt olumsuz olmalıdır. Bir kuşaktan kadınlarla öbür kuşaktan erkekler arasında serbest cinsel birleşme var olsaydı, cinsel olmayan işbirliginin gelişmesi için bir alan kalmazdı.

Homeros’ta şu dizgeleri okuyoruz :


Aiolos'un on iki çocugu vardı konagında,

altısı kızdı, altısı erkek delikanlı çagında,

ogullarına karı diye vermişti kızlarını Aiolos

Şölen yaparlardı bu çocuklar sık sık

sevgili babalarının, saygıdeger analarının yanında,

türlü yiyecek ve içeceklerle doludur sofraları,

tüterdi yag dumanları bütün gün evin içinde,

kaval sesleriyle çınlar dururdu ev bütün gün,

geceleriyse herkes yatardı sayın eşinin yanında,

kilimler döşeli olmalı sedirlerde.      (İliada sf 165)

 

İkinci aşama bu ilk grubun dıştan evlenen ve aralarında evlenen iki klana bölünmesiydi. Bir klanın erkekleri öbür klanın kadınları ile çiftleşiyordu, aynı zamanda üretimlerinin bir bölümünü onlara veriyordu.


İşbirliginin gelişmesi, ardışık kuşaklar arasındaki cinsel birleşmenin yasaklanmasını zorunlu kılmıştır. Toplumsal ilişkiler, cinsel ilişkileri yadsıyarak, üretim ise üremeyi yadsıyarak gelişmiştir; fakat bu yadsımanın kendisi yadsınmadıkça, klan açıkça yok olmaya mahkumdu. Onun gelişiminde var olan çelişki tek bir koşulla çözülebilirdi : artık kendi kendine yeten yeniden üretme birimi olmaktan çıkması koşuluyla.. Bu koşul dıştan evlenme kurumuyla karşılandı. Cinsel ilişkiler klanın dışına çıkartılmakla toplumsal kontrol altına sokuldu; aynı zamanda klanlar arasında bir bag geliştirerek toplumsal örgütlenmenin daha yüksek bir biçiminin temelini atmış oldu.  

Dolayısıyla toplum içindeki ilk yasak cinsel ilişki yasagı idi. Klan bir bütün olarak kabul ediliyordu. Birey klan oldugu için vardı ve klandan ayrı düşünemez hareket edemezdi. Klan içindeki tüm kadın ve erkekler birbirinin kardeşi idi ve ilk cinsel yasak da klan içerisinden evlenme yasagı idi. Erkekler klana damat olarak geliyorlardı, ancak klan üyesi olarak kabul edilmiyorlardı. Onlar gene kendi klanlarına baglı idiler. Böylelikle klan damat olarak gelen avcının yetenekleri sayesinde ekstradan yiyecek elde edebiliyor ve karşılıksız emegini vererek klan dışı işbirligine katkıda bulunuyordu. Erkek klan için bir yabancı kabul edildiginden klanın sahip oldugu her şey gene klan içerisinde kalıyor ve mülkiyet paylaşılamıyordu. Böylece soy da ancak ana tarafından yürüyebiliyordu.


Öteki klanlardan koca alma uygulaması, her klana, kendisinin üretemedigi yiyeceklere ulaşma olanagı saglayarak besi düzenini genişletmelerini mümkün kılıyordu. Dıştan evlenmenin başlangıçtaki işlevi, yiyecek dolaşımını saglamaktı.

 

Ancak toplumsal ilişkiler her zaman için eski alışkanlıklarla beraber, yeninin içinde eskiyi barındırması ile süregelmiş ve gelişmiştir. Bu süreç bazen gelişme aşamasına göre toplumlarda pek çok farklılıkları da beraberinde getirmiştir.

 

Orta Avusturalya'daki Arunta kabilesinde, her kadının evlenmeden önce belirli akrabalık ilişkileri içinde bulundugu çeşitli erkeklerle belli bir sıraya göre cinsel ilişkide bulunması gerekir; üstelik bunlardan sonuncusu dışında hepsi cinsel ilişkinin yasak oldugu akrabalık derecesindedir. Evlenme ediminden önce, daha geniş olan hakların biçimsel olarak tanınması gelir. Gene Arunta'larda ve daha bir çok kabilede, her evli kadının yaşamında bir kez bir törene katılması gerekir. Bu tören süresince evli kadına, babası, erkek kardeşleri ve ogulları dışında, dıştan evlenme kurallarına bakılmaksızın orada bulunan bütün erkeklerin ortak malıymış gibi davranılır. Yerliler kuralların çignendigi bu törenlerin, atalarının uygulamasına uygun düştügünü söylemektedirler. (George Thompson- Tarih Öncesi Ege-  sf 66)

 

Fiji Adaları'nda bir kabile şefi hastalandıgında, oglu babasının iyileşebilmesi için erginlenme istegiyle bir rahibe başvurur. Hastanın yaşayabilmesi için erginlenme törenine katılan aday ölür. Erginlenme törenlerinden sonra, dıştan evlenme kurallarının ve mülkiyet haklarının tümden bir yana bırakıldıgı bir şenlik düzenlenir. "Şenligin sonunda domuzlardan bir farkımız kalmamıştır artık" diye açıkça belirtmektedir bir yerli. Olagan yaşamda birbirlerine dokunmaları bile yasak olan erkek ve kız kardeşler karı koca gibi davranırlar. Bu şenliklerde ortaklaşmacılıga hem cinsel, hem ekonomik yönlerden törensel olarak geri dönüşün çifte önemi, yerlilerin bu durumlarda domuzların da kadınların da sahibinin bulunmadıgını söylemesi ile açıkça dile getirilir. (age)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »