Devlet IX

42- Avamdan kimselerin devlet aristokrasisi ve kamu görevlileri için kol hizmetlerinde bulunma yükümlülükleri vardır.
43- Bir yanda egemen ve ailesi, öte yanda avam halk bulunup aralarında akrabalık ilişkisi bulunmaz.


Devlet öncesi döneme geçiş aşamasında, ya da erken devletin ilk nüvelerinin görüldügü dönemde egemen henüz bir büyük adam statüsündedir ve toplumun üstünde olmaktan ziyade toplumun hizmetçisi konumundadır. Toplum tüm eylemlerini ortaklaşa olarak gerçekleştirdigi için toplu çalışma kuraldır ve herkesin yer aldıgı bu çalışma biçimi ortak bayındırlık hizmetleri, avlaklar, yollar vs için dogaldır. Ancak şef sıyrılıp da bir monark haline geldiginde ve ykın akrabaları da yeni toplumun aristokratik çekirdegini oluşturdugunda bu emek faaliyetinden koparlar.

Egemen ve ailesi toplum içinde bir kutbu oluşturur ve yönetici pozisyona yükselirken geri kalan bireyler gene bu ortaklaşma çalışmayı sürdürme egilimindedirler. Ancak şimdi artık ortaklaşmacılık egemenin talimatlarıyla yapılan ve egemenin ve onun çecvresindeki aristokrasinin çıkarları dogrultusunda şekillenmeye başlamıştır. Süreç içerisinde de bu çalışma egemen için zorunlu bir çalışma yani angarya haline dönüşür.

Özellikle tarımın temel ihtiyacı olan sulama projeleri ve bu konuda ideolojik şekillenmeyi saglayan dini anıtların yapımında öne çıkan angarya egemenin bu projelerin denetimini saglamasıyla toplum üzerindeki gücünü ve yetkesini artırmasına yol açar. Böylece Mısır ve Sümer şehir devletleri gibi tüm yetke sulamaya ve dolayısıyla da tarıma hakim olan egemenin elinde toplanır. Bu yetke ve güç sayesinde de Mısır krallarının binlerce yıl toplumu yönetmesinin altında yatan giz anlaşılabilir ve Mısır krallarının neden tanrı konumunda oldukları anlaşılabilir.

Egemen bu işleri yaparken ve yaptırırken aracı olarak en yakın akrabalarını kullanır ve bu akrabalar kısa zaman içinde yeni siyasi oluşumun bürokrasisini meydana getirirler. Böylece yakın akrabalar yönetim kademesinde yer alırlarken, devlet bürokrasisinde yer alma ayrıcalıgı egemenin en yakınlarına aitmiş gibi görünür. Süreç içerisinde egemen ile hiçbir akrabalık ilişkisinde olmayan geniş bir yönetilen ya da avam tabaka oluşurken, egemenin etrafındaki akraba zinciri de uzak bireylere dogru uzandıkça kırılmaya başlar. Egemene kişisel baglılık öne çıkmaya başladıkça bu aristokrasi kapı kullarına, ya da baglı adamlara dogru gelişmeye egilim gösterir.

Toplun soy yapısı bozulup aile esasına dogru gelişim ortaya çıkmaya başlayınca da artık sistem yönetici hanedan ve yönetilen avam olarak şekillenmiş vaziyettedir. Artık soy yoktur , yurttaş vardır. Ya da ilk zamanlarda egemen hanedan ve kulları vardır.


44- görevlerin ve yetkilerin devri, siyasal örgütlenmenin ilkelerinden biridir.

Bir devletin aksamaksızın yürümesini saglayacak kamu yönetimi aygıtı, ister istemez karmaşık bir yapıya sahip olacaktır. Yerine getirilmesi gereken pek çok görev bulundugu gibi, bunlarla ilgili etkinlikler genellikle birbirinin alanına giren ya da birbirleriyle çelişen nitelikler taşırlar. Tüm erken devletlerde zamanla her birinin özgül durumundan kaynaklanan farklı sistemler gelişir. Bununla birlikte hemen hepsinde şu husular ortaktır ve çözülmek zorundadır

Özel somut yasaların, hukuksal düzenlemelerin nasıl çıkarılacagı
Halkın bu yasa ve düzenlemelere nasıl saygılı olmasının saglanacagı
Kararnamelerin ne tür yaptırımlarla desteklenecegi
Gerektiginde halkın bazı şeyleri yapmaya nasıl zorlanacagı
Devletin dış tehditlere karşı nasıl korunacagı
Devlet aygıtının parasal kaynaklarının nasıl bulunacagı

Devlete baglı insanların sayısal çoklugu ve devletlerin topraklarının genişligi, görevlerin ve yetkinin devrini kaçınılmaz kılar. Bu devir ve düenlemeler de devlet örgütlenmesinin temelini oluştururlar.

45- Erken devletlerde genellikle yerel, bölgesel ve ulusal düzeylerde olmak
üzere üç basamaklı bir kamu aygıtı bulunur.

46- Genel görevlilerle genellikle bölgesel düzeyde karşılaşılırken , bu tür
görevlilere ondan daha az sıklıkta olmak üzere ulusal ve yerel düzeylerde
karşılaşılır.

47- Uzman kamu görevlileri kamu yönetiminin üst basamaklarında görülür.

48- Saray meclisi üyeleri genellikle siyasal olaylar üzerinde etkili
olmaktadırlar.

49- Egemenin ailesinin üyeleri siyasal kararlar üzeinde etkili olurlar.

50- Din adamları karar alma üzerine bir etkiye sahiptirler.

51- Egemen kendine bagımlılık ve vergi, haraç saglamak için tüm ülkesine
gezilerde bulunur.


 

Erken devletin tmel özellikleri arasında sayılan diger yedi maddeyi fazla da uzatmamak için ele almayı gereksiz görüyorum. Zaten şimdiye kadar yapılan madde açıklamalarında bunlar yeteri kadar yer almaktadır.

Bu meseleyi bu kadar uzun olarak ele almamın nedeni herhalde anlaşılmıştır. Aslında her şey devlet ile başlıyor. Devlet bir taraftan uygarlıga açılan bir kapı vazifesi görürken diger taraftan da sömütürü meşrulaştırmanın bir dayanagı ve ayrıca da sömürünün koruyucusu oluyr. Burada şayet smnürüden ilelebet kurtulmak isteniyorsa devlet ile ve onun temel dayanagı olan ordu ve bürokrasi ile de savaşmak zorunlu oluyor.

Devleti ortadan kaldıramazsanız, sömürüyü de ortadan kaldıramazsınız. Çünkü devlet üretimden kopuk bir asalaklar yıgını gerektirir ve bunların yaşaması için de sömürü zorunludur. Devleti doguran etmenin sınıflar arası çatışma oldugu söylenebilir ve de söylenmiştir de. Devlet bir sınıflar arası uzlaşma aygıtı oldugu da dile getirilebilir; nitekim çagımızda özellikle ezilen sınıfların mücadelesi devleti medeni ülkelerde zorunlu olarak bu konuma da tedricen itebilir. Ancak devletin esas temelinin sınıflar ve sömürü oldugunu da asla gözardı etmemek gerekir.

Böyle olunca her devletin temel niteliginin şiddet oldugu ortaya çıkmaktadır. Bu şiddetin derecesi ise devletin biçimini belirtmektedir. Devletin niteligini ise onun yapısı yani devletin hangi sınıfın elinde bulundurdugu belli etmektedir. Fevletin yapısı burjuva ise bu kapitalist bir devlettir, feodal ise feodal bir devlettir, proleter ise proleter bir devlettir. Ama özü olan şiddet hiç degişmez. Devleti elinde bulunduran sınıf sınıf çıkarlarını devlet elindeki şiddet mekanizması ile gerçekleştirir.

Bir devlet biçimi olarak demokrasi şayet kapitalist bir devlet yapısında ise burjuva demokrasisi, sosyalist bir devlet yapısında ise proleter demokrasi, yok şayet Atina örneginde oldugu gibi köle sahiplerinin elinde ise köleci demokrasi adını alır. Demokrasi bu şekiliyle bir devlet biçimidir ama ilkel toplumda sınıflar öncesi dönemde demokrasi bir yaşam tarzı idi ve sosyal bir olgu idi. Bizim bu başlıkta dile getirmek istedigimiz de bu olgudur.

Bu anlamda da sınıfların olmadıgı bir toplumda yani komünist toplumda demokrasi sosyal olarak ve gerçek anlamıyla hayat bulabilir. Bunun nasıl ve ne biçimde hangi şartlar altında uygulandıgını ise geçmiş toplumun tecrübelerinden çıkararak ele alabiliriz. Benim bu kadar çok eski toplum deneyleri ve örnekleri üzerinde durmamın nedeni de budur. Geçmişimiz tamamen yanlış anlatılmış ve insan bencilligi bizlere temel düstur olaralk sunulmuş, insanın dogal yapısı olarak ezberlettirilmiştir. Ama yakından bakınca hiç de öyle olmadıgını görmekteyiz.

Geçek başaşagı edilmiş ve yeni dünyamız bir yanılsama üzerine kurulmuştur. Bu yanılsama ise ideolojik olarak tanrı düşüncesi ile desteklenmiştir. İleride devlete tekrar deginmek geregini duyacagız ama şimdi süreç içerisinde yer alan bazı ekonomik ilişkileri de ele almanın zamanıdır. Dolayısıyla buradan tekrar başa dönmek ve devletin ortaya çıktıgı zamanki ya da buna temel olan zamanki bazı temel ekonomik degişimleri bundan sonra ele almak istiyorum.
 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !