Adem'in Çıkmazı
Yaradılışçıların temel saldırı noktası devamlı sorular sormaktır. Kendilerinin daha henüz bir şey açıkladıkları görülmemiştir. Evrimin onlara göre eksik olan halkalarını yakalamaya çalışarak mantık oyunları ile sözde bilimsel düşüncenin önüne geçebileceklerini zannetmektedirler. Aslında izah edebilecek bir şeyleri olmadıgı için tek yöntemleri de bu olmak zorundadır. Devamlı bir şekilde bizlere bir sanat eserinin bir tasarımcı olmadan oluşamayacagının örnegini vermekteler.Şimdi bir an için bile olsa bir akıllı tasarımın oldugunu varsayalım.
Dini kitaplara göre insan yaratılışı Adem ile başlamıştır. Tanrı Adem'e ol demiştir ve Adem olmuştur. Şimdi burada akla gelen soru şudur. Tanrı kime ol demiştir. Tanrının ol demesi için etrafta bir malzeme olması gerekiyor, üstelik de bu malzemenin tanrının iradesini duyup kabul etmesi gerekiyor, yani yaratılışçıların her zamanki demagojilerine uygun olarak şuursuz bir maddenin Tanrının sözünü dinleyip canlı haline gelmesi gerekiyor. Yok şayet Tanrı şuurlu bir maddeye ol dediyse o zaman Tanrının haricinde de bir bilinç olması gerekiyor ki ol emrinin geçersiz ve mantıksız oldugunu gösteriyor. Tanrının haricinde de bilinçli bir madde yaratılışçıların kabul edemeyecegi bir şeydir o halde canlılık cansızlıktan yaratılıyor ama bu durumda da cansız-şuursuz maddenin nasıl olup da ol emrine uydugu izah edilmeden kalıyor.
Diger bir husus yoktan var edilme hususu. Biliyoruz ki var olan bir şey yok olmaz. Yoktan da hiç bir şey var edilemez. Bu bildigimiz en temel fizik yasalarından biri, bilimin temellerinden biri. Yaradılışçılar yoktan var etme eylemini savunurken de bilimin altını oyarak ne kadar bilim dışı olduklarını göz ardı ediyorlar.. Var olmayan bir şeyin nasıl ol emrine uydugu ve bu ol emrini nasıl algıladıgı sorusu gene açıkta kalıyor.
Tanrının Adem'i yetişkin olarak yarattıgı anlaşılıyor, aksine bir kayıt yok çünkü. Ve Adem ile Havva iki yetişkin olarak dünyaya gönderiliyorlar. İnsanın trilyonlarca hücreden oluştugunu biliyoruz ve dogumdan itibaren izledigimiz insan yaşamında , ana rahmindeyken sperm ile yumurtanın birleşmesiyle insanın bir çogalma yöntemiyle gelişimini tamamlayarak ana rahminden çıktıgını da biliyoruz. Sadece bu ayet bile ilk dna nın nasıl bölünüp çogalarak bir insan yarattıgının dinsel kanıtıdır bize. Yani aslında yaratılışçılar evrim gerçegine karşı çıkarken onsuz da olamıyorlar ve alttan alta da onu savunuyorlar.. Bir tek kök hücrenin nasıl komple bir insana dönüştügü artık kimsenin reddemiyecegi bir olgu. Bunu yaradılışçılar da reddemiyor.
O halde ilk yaratılış anında Adem'i nasıl var etmiştir Tanrı. Ol dedigi zaman koşa koşa Rna, Dna mitokondri derhal yerlerini alıp insanı imal etmeye mi başlamışlardır. Yoksa önce yaşamın temel elementlerini yaratıp tanrı hadi insan olun mu demiştir. Bu kompleks yapının bir  sperm ile yumurtanın birleşmesinden meydana geldigini bildigimize göre burada da yaratılışçılar ister istemez evrimi savunmaktadırlar. Yok Önce Adem tam tekmil ortaya çıktıysa bundan sonra evrimi savunmaktadırlar. Bu arada insanın komplike mekanizmasının ilk başta nasıl oluştugu da gene cevap haricidir.
İnsanın kültürel evrimine karşı çıkış Â ise tam bir fiyaskodur. Arkeolojik ve antropolojik veriler pek çok kayıt sunarak insan uygarlıgının izlerini çok eski tarihlere kadar takip edebilmektedirler. Adem ise cennetten düşerken konuşmayı bilmesi gerekiyor, çünkü şeytan ile konuşmuştur. Tarımı bilmesi gerekiyor çünkü toprakla ugraşın denmiştir, erkegin dogumdaki fonksiyonunun bilinmesi gerekiyor çünkü sancılı dogum vaad edilmiştir, ateşi bilmesi gerekiyor çünkü şeytan ateşten yaratılmıştır ve de savaşları bilmesi gerekiyor çünkü birbirinize düşman olun denmiştir.
Ancak insan uygarlıgına göz attıgımızda tarihsel ve arkeolojik veriler bu bilinmesi gereken hiç bir şeyi desteklememektedir. Daha 19 yy kadar Polinezya yerlileri dogumda erkegin fonksiyonun bilmiyorlardı. Eski devirlerde de bunun izlerini sürebiliyoruz. İnsanlar tarıma ancak neolitik dönemde geçmişlerdi ancak paleolitikte de insanın izlerini sürebiliyoruz. Ateşin bulunuşu 250-500.000 sene evveline tarihleniyor Adem'in bu sıralarda ortaya çıkması gerekiyor. Hadi bunu geçtik diyelim savaşların ve savaş aletlerinin özel mülkiyet ile ortaya çıktıgını, Ana Tanrıça inancına sahip toplumlarda savaş aletlerinin yaygın olmadıgını dolayısıyla insanların birbirlerine düşman degil aksine dost olarak kollektif bir şekilde paylaşım ekonomisi sürdürdüklerini de biliyoruz.
Kaldı ki yaradılış olabilmesi için tüm fosillerin aynı tarihlere tekabül etmesi farklı tarihlerde olmaması gerekir. Ancak çeşitli türlere ait farklı tarihsel kayıtlar bize bir yaratılışı degil, türlerin evrimini göstermektedir.
İnsan uygarlıgının tarihi evrimin kültürel olarak da varlıgını sarsılmaz bir şekilde kanıtlıyor.Yaratılışçıların tüm çabaları burada da bir saptırmadan öteye gidemiyor.
Maddenin en küçük bölünemiyen parçasına atom demek klasikleşmiş durumdadır. Atomaltı parçacıkları bir kenara bırakırsak bir aminoasitin de belli atomlardan oluştugunu biliyoruz. Bu atomların da kendi başlarına canlı olmadıklarını , ancak belli bir kimyasal birleşme sonucu aminoasitleri ya da proteinleri oluşturdugunu da biliyoruz. Buradan ortaya çıkan şey organik maddenin temelinin inorganik madde oldugudur. Yani cansız diye tabir edilen madde canlı madde oluşturabiliyor. Kaldı ki canlılık denen şey beslenme ve kendini yeniden üretmeden başka bir şey degildir..
Şayet tanrı atomlara protein olun, aminoasit olun diye emir vermişse bundan sonrası gene evrimdir. Yok her aşamaya karışıp ta tek tek düzenleme yapıyorsa o halde kambur, sakat ölü dogum, düşük, sakatlık gibi kusurlu ve hatalı olgular tanrının beceriksiz oldugunu,hatalar yaptıgını gösterir ki bu da, bu kadar mütekamil bir tanrı düşüncesi ile bagdaşmaz.
Öyle görülüyor ki önümüzdeki günlerde yaradılışçıların arkasına saklanabilecekleri tek bir mevzileri kalacaktır o da büyük patlama ya da başlangıç anıdır. Büyük patlamayı harekete geçiren bir tanrı fikrinden öte sıgınacak bir delik bulmayacaklardır. Bunu da fizik kanunlarını gözardı ederek yapmak zorundadırlar. Ancak bu da ister istemez şimdiye kadar savundukları dinsel dogmaların da sonu olacaktır. Çünkü büyük patlamadan sonra bir tanrının evrenin gidişatı ile bir alıp veremedigi olamaz. O zaman da İsa'nın, Musa'nın ,Muhammed'in tanrısını savunmak imkansız olacaktır.
İleriki günlerde yaradılışçıların da evrim geçirdigine tanık olacagız. Bilimin gelişmeleri karşısında onlar şimdiden sudan çıkmış balıga dönmüşlerdir. Sudan çıkmış balık ya ölecektir ya da evrim geçirecektir. Degişken bir dünyada mutlaklık aramak imkansız olacagı için yaradılışcılıgın da evrimine tanık olacagımız günler fazla uzak olmasa gerektir.
Konu: mükemmellik nedir
mükemmellik sizce kuşlar gibi sadece uçabilmek,balıklar gibi sadece suyun altında durabilmekmidir?yoksa insanoğlu gibi isterse aklını kullanıp uçabilmesi,aklını kullanıp suya dalabilmesi ve yine aklını kullanıp her istediğini imkanlar dahilinde yapabilmesimidir?insanın düşünme yeteneği insana gerçekleri gösterir ve haliyle insanı mutsuz edebilir evet doğru ama"cehalet saadettir"sözünde olduğu gibi cahil ama mutlu mu yaşamak isteriz yoksa bazen gerçekler canımızı sıksa bile aklıyla herşeyi sorgulayan,bilinçli,bilgili ve en önemlisi kendini kandırmayan biri olarak mı yaşamak isteriz?Dikkatinizi çekerse ben burda çok açık bir tezatlık görüyorum:tanrının olup olmadığını sorgulayan bir beyin nasıl olurda insanın düşünme yeteneği insanı mutsuz edebilir diyerek ve gerçeklere gözünü kapatarak asıl amacı sadece mutlu olabilmek olarak görür?değilmi???canımız sıkılsa da bilinçli olmanın mutluluğu;o cahilliğin sahte rahatlığı ile bir midir?
Evet insan mükemmel değildir ama diğer canlılardan apaçık üstündür.mükemmellik kelimesi de diğer canlılardan üstün olmamızı ima eder.yoksa dünyanın fiziksel şartlarında mükemmel olunamayacağı bellidir.ayrıca dinlerde de asıl mükemmeliğin ahirette olacağı bildirilir.dini kitaplarda dünyada canlıları hem mükemmel hem eksik yaratıldığı(buna kozmotik bilimde ying-yang denir.buda her mükemmliğin içinde eksiklik,her eksikliğin içinde mükemmellik vardır demektir)mükemmliğin tamamı ahirette olacağı inancı vardır....
Bağlantı »
Konu: mükemmellik nedir
mükemmellik sizce kuşlar gibi sadece uçabilmek,balıklar gibi sadece suyun altında durabilmekmidir?yoksa insanoğlu gibi isterse aklını kullanıp uçabilmesi,aklını kullanıp suya dalabilmesi ve yine aklını kullanıp her istediğini imkanlar dahilinde yapabilmesimidir?insanın düşünme yeteneği insana gerçekleri gösterir ve haliyle insanı mutsuz edebilir evet doğru ama"cehalet saadettir"sözünde olduğu gibi cahil ama mutlu mu yaşamak isteriz yoksa bazen gerçekler canımızı sıksa bile aklıyla herşeyi sorgulayan,bilinçli,bilgili ve en önemlisi kendini kandırmayan biri olarak mı yaşamak isteriz?Dikkatinizi çekerse ben burda çok açık bir tezatlık görüyorum:tanrının olup olmadığını sorgulayan bir beyin nasıl olurda insanın düşünme yeteneği insanı mutsuz edebilir diyerek ve gerçeklere gözünü kapatarak asıl amacı sadece mutlu olabilmek olarak görür?değilmi???canımız sıkılsa da bilinçli olmanın mutluluğu;o cahilliğin sahte rahatlığı ile bir midir?
Evet insan mükemmel değildir ama diğer canlılardan apaçık üstündür.mükemmellik kelimesi de diğer canlılardan üstün olmamızı ima eder.yoksa dünyanın fiziksel şartlarında mükemmel olunamayacağı bellidir.ayrıca dinlerde de asıl mükemmeliğin ahirette olacağı bildirilir.dini kitaplarda dünyada canlıları hem mükemmel hem eksik yaratıldığı(buna kozmotik bilimde ying-yang denir.buda her mükemmliğin içinde eksiklik,her eksikliğin içinde mükemmellik vardır demektir)mükemmliğin tamamı ahirette olacağı inancı vardır....
Bağlantı »
Konu: harika
yazılarınızı büyük bir hayranlıkla okuyorum. Nuh efsaneleri derlemeniz harika
Bağlantı »